Kadıköy Tiyatroları Platformu olarak bu yıl yaptığımız 27 Mart Dünya Tiyatro Günü yürüyüşünde Süreyya karacabey’in Bildirisini okuduk.
“İnsanlığın bir kez daha karanlık dehlizlerden geçtiği, seslerin kısıldığı, sözlerin anlamını yitirdiği bir çağın tanıklarıyız. Savaşların gölgesi, açlığın ağrısı ve adaletsizliğin soğuğu her yanımızı sararken; bizler yine o kadim sahne ışığının etrafında toplanıyoruz.
Tiyatro, yalnızca bir oyun alanı değildir; tiyatro, dünyanın tüm yaralarını üzerine kuşanan bir aynadır. O aynada bugün; fabrikalarda çocukluğu çalınan işçileri, sınırlarda hayatı sönen göçmenleri, sokaklarda sesi kesilen kadınları ve geleceğini göremeyen gençleri görüyoruz. Sahnelerimiz artık sadece birer estetik mekan değil, bu sessizlerin çığlığına ev sahipliği yapan birer vicdan adasıdır.

Perde açıldığında, sadece bir hikaye anlatılmaz; orada umut nefes alır. Oyuncunun teri, seyircinin bakışıyla buluştuğunda imkansız olanın mümkünlüğü konuşulur. Bizler, sahneden yalanlara karşı gerçeği, nefrete karşı sevgiyi, zulme karşı direnci haykırmaya devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki; tiyatro biterse insanın insanla olan bağı kopar.
‘Oyun başlayacak birazdan. Onlara bir şey söyle!’ demiştiniz. Söylüyoruz: Ne kadar karanlık olursa olsun, perdelerimiz aydınlığa açılacak. Sanatın iyileştirici gücüyle, birbirimizin gözünün içine bakarak, o büyük insanlık korosunu yeniden kuracağız.
Yaşasın Tiyatro!” Süreyya Karacabey





